Kategori arşivi: Genel

Aşırı terleme tedavisi

 Aşırı Terleme Tedavisi

asiri-terleme-tedavisiAşırı terleme hatta bazen normal terleme bile kişileri rahatsız edebilmektedir. Bu yüzden terleme tedavisine talep özellikle bahar ve yaz aylarında oldukça fazla olmaktadır. Terleme tedavisi bir çok farklı şekilde yapılabilmektedir. Bunlar arasında terlemeye neden olan sinir ganglionların alınması, yine yüzeyel bir lazer liposuction ile bu bölgedeki ter bezlerinin harab edilmesi ve medikal  terleme tedavisi sayılabilir.

Stres, emetikler, insülinler gibi uyaran ilaçlar, tiroid bezinin aşırı çalışması, böbrek üstü bezi hastalıkları, menopoz, hipoglisemi, şişmanlık, bazı kanserlerin tedavisinde kullanılan ilaçlar ve hormonlar aşırı ve fazla terlemenin başlıca nedenleri arasında bulunmaktadır. Ancak bir hastalıkdan bağımsız olarak yapısal nedenlerle de çok fazla terleme gözükebilir.

Kişiye bağlı olarak ter bezlerinden aşırı ter salgılanmasını belli bir dönem için durdurmak ve böylece özellikle yaz aylarında gerek koltuk altı gerek avuç içi gerekse ayak tabanı terlemesi giderilebilmektedir.

Altın İğne Fraksiyonel Radyofrekansla Terleme Tedavisi

Terleme tedavisi için yapılan bir diğer uygulamada Infini fraksiyonel altın iğne radyofrekans tedavisidir. Bu tedavide ameliyatsız olarak çok ince altın iğnelerle cilt altı dokulara radyofrekans enerjisi verilerek, ter bezlerinin kalıcı olarak hasarı amaçlanır. Hasarlanan ter bezleri gerekli teri salgılayamaz ve terleme önlenmiş olur.

Bu uygulama 3-4 hafta aralıklarla 3 seans yapılmaktadır. Uygulama ağrısız bir uygulamadır, emla krem sürülerek koltuk altı uyuşturularak yapılmaktadır. Sonrasında sadece 1 gün kızarıklık yaratır. Deriye bir zarar vermez. Bu sayede hasta günlük yaşamına kolaylıkla devam eder.

Terlemeniz her seans sonrası azalacak ve minimum düzeye inecektir. Uygulamada kalıcı ve uzun süreli bir sonuç elde edilmektedir. Bu uygulama sadece koltuk altı terlemesi için yapılmaktadır, el ve ayak terlemsine uygulanmamaktadır.

Gözaltı ışık dolgusu

Gözaltı Işık Dolgusu

gozalti-isik-dolgusuEstetik dolgu maddeleri kozmetik amaçlı yüzün ve vücudun bir çok farklı alanında kullanılmaktadır. Özellikle nazolabial çizgiler, yanak, dudak, elmacık kemikleri üzeri, çene ucu gibi alanlarda sıklıkla ve başarıyla  kullanılmaktadır.

Ancak göz altı bölgesinin hassas olması, derisinin ince olması, hemen morarmaya ve şişmeye yatkın olması, dolguyu belli etmesinden dolayı bu alana uygulama çok başarılı olamıyordu. İşte Teosyal Redensity 2 Gözaltı Işık Dolgusu bu amaçla geliştirilen ve kullanıma sunulan bir dolgu maddesi oldu.

Teosyal Redensity 2  göz altı ışık dolgusu hyaluranik ait içermekle birlikte çapraz bağları değiştirilerek aynı zamanda çapraz bağsız bir hyaluranik asit maddeside içerir. Bu sayede ışık dolgusu verildiği alana homojen bir şekilde yayılarak etkisini gösterir.  İçeriğinde protein, vitamin, aminoasit, antioksidanlar sayesinde gözaltı morluklarına da iyi gelmektedir.

Göz altı ışık dolgusu ne amaçla uygulanır?

Gözaltı ışık dolgusuyla; yanak ve gözaltları arasındaki oluklar, çöküklükler, alt göz kapağındaki torbalanmalar başarıyla tedavi edilebilirken göz altı morluklarında da belirgin bir azalma sağlanmaktadır.

Gözaltı ışık dolgusu Redensity 2 nasıl uygulanır?

Bu dolgunun uygulanması diğer dolgu uygulamalarına göre özellik gösterir. Işık dolgusu deri altına değil kemik üzerine uygulanmaktadır. Uygulama esnasında ışık dolgusu çok yavaş olarak verilmelidir. Dolgu içeriğinde bulunan lokal anestezik madde nedeniyle ağrı oluşturmaz. Yine iğnelerin morarma ve şişme yapması nedeniyle göz altlı dolgusu kanül ile verilmelidir. Kanülün ucu künt olduğu için herhangi bir şekilde morarma, şişme olmamaktadır.
Dolgunun uygulanma sonrasında hemen sonucunu görebilirsiniz, şişme ve morarma hemen hemen hiç olmamaktadır. 1 hafta sonra en iyi halini alacaktır. Dolgu 1-1,5 sene kadar kalıcı olmaktadır.

REDENSITY 1

Işık Dolgusu Redensity

ESTETİKTE ÇAĞIN MUCİZESİ – REDENSITY IŞIK DOLGUSU

Redensity IŞIK DOLGUSU ile cilde gençlik ışıltısını yeniden kazandırın. Işık dolgusu Redensity ile cilde yeni bir ışık yansıması için mezoterapi ve dolgu teknikleri arasında yepyeni bir konsept. 3 hafta aralıklarla sadece 3 seansta gerçekleşen etkili ve basit uygulama. Birinci enjeksiyon ve kümülatif seanslardan itibaren gözle görülür benzersiz sonuçlar.

TEOSYAL İLE YENİLENEN YOĞUNLUK

Işık dolgusu ; ciltte mevcut olan tamamen doğal içeriklerin özel seleksiyonu ile hiyalüronik asit bazlı özel formülün, antioksidan koruması ve alt derinin tekrar yoğunlaştırılması için sinerjik bir biçimde cilde verilmesi ile geri kazanılan gençlik ışıltısıdır.

İÇERİK

15mg/g KONSANTRE HİYALÜRONİK ASİT    Tekrar nemlendirme ve tekrar yoğunlaştırma için optimum ölçüm değerleri ve ideal olarak dozajlanmış konsantrasyon ile hazırlanmıştır.    YENİDEN YAPILANDIRMA DERMO KOMPLEKSİ   8 amino-asit, 3 antioksidan, 3 mineral ve vitamin; farmasötik derece ve hipoalerjenikleri ve hiyalüronik asitle uyumlu oldukları ve derinin tümünün tekrar oluşturulması için etkileri kombine edilerek seçilmiştir.   LIDOKAİN Enjeksiyonda daha fazla konfor için.

Fraxel lazer

Fraxel Lazer
cilt-bakimi-yontemleriYumuşak dokuyu sıkılaştırmak, cilt yenilemek , periorbital kırışıklıkları düzeltmek , lekeleri ( yaşlanmaya bağlı lekeler , melasma, güneş lekeleri ve cilt renk değişiklikleri ) kapsayan FDA onayına sahiptir.

Fraxel lazer ; yaşlanmış ve tahrip olmuş ciltlerde dermise uyarı yaparak , dermisin doğal olarak ürettiği kollajeni ve hücreleri tetikler. Fraxel lazer ablative lazerlerin tesirini ve non-ablative lazerlerin hızlı iyileşme sürecini birleştirerek hastalara avantaj sağlamaktadır.

Fraxel lazer ,

– Akne ve akne izlerinde ,
– Yara ve yanık izlerinde ,
– Yaşlanmaya bağlı kahverengi lekelerde ,
– Melazma’da ( hamilelik lekeleri ) ,
– Göz çevresi kırışıklıklarının yumuşatılmasında ,
– Operasyon izlerinde ,
– Boyun, dekolte ,elleri yenileme ve gençleştirmede uygulanmaktadır.

Fraxel Lazer Tedavisi Nasıl Çalışır?

Fraxel Lazer Tedavisi, cildinizde, mikrotermal tedavi bölgeleri olarak bilinen, binlerce küçücük ama derin tedavi kolonları üretir. Bu tedavi, eski epidermal pigment hücrelerini yok eder. Ayrıca dermise derinlemesine nüfuz eder. En önemlisi, Fraxel lazerin dokunmadığı cilt bölgeleridir. Lazer, her bir mikrotermal bölgeyi yoğun olarak hedefler ve tedavi eder, etrafındaki dokuyu etkilemez ve ona dokunmaz. Bu “çok küçük” tedavi, cilt kusurlarını gidermek üzere yeni, sağlıklı, daha sıkı doku yaratmak için, bedenin doğal iyileşme sürecini de kullanarak, tüm bölgenin bir kerede tedavi edilmesine oranla cildin çok daha hızlı iyileşmesini sağlar.

Taslak olarak, her Fraxel Lazer Tedavisi cilt yüzeyinin %20 arasını hedefler. Klinik incelemeler, etkili bir tedavi kürü için yaklaşık 2-4 haftalık aralıklarla , ortalama 3 ila 5 seans önerir. En yakın zamanda gittikçe iyileşen sonuçlar alınabilir. Genelde gözle görülür gelişmeler yaklaşık 2-3 ayda görülebilir.

Tedavi Sonrası Ne Olur?

Tedaviden 1-2 saat sonrasında hafif bir güneş yanığı hissi duyarsınız. Kırmızılık ve şişlik cilt ve tedaviye bağlı olarak değişiklik gösterir. Genelde şişlik 2-3 gün içinde iner. Cildiniz 5-7 gün boyunca pembemsi bir tonda olur, bu; cildin derin olarak iyileştiğine dair normal bir işarettir. Tedaviden kısa bir süre sonra makyaj yapabilir veya tıraş olabilirsiniz. Yeni epidermal cilt hemen 24 saat içinde gelişir. Bu süreç aşağıdaki maddeleri içerir.

Bronzlaşma : Cildiniz, tedavi seviyesine bağlı olarak, 3-14 gün boyunca bronz bir görünümde olur.

Pul pul döküntü : Yeniden düzenlenen cilt, ölü dokunun yerini aldıkça cildiniz doğal olarak ve güçlü bir şekilde pul pul dökülecektir. Pul pul döküntü hafif bir güneş yanığına benzer ama acısızdır. Nemlendirici kullanımı döküntü görünümünü kapatacaktır.

Güneş koruyucu krem : İyileşme aşamasında ve tedaviyi takip eden birkaç ay boyunca, cildinizi güneşten korumak için günde en az iki kere koruyucu krem kullanın. En az 30 SPF’li nemlendirici bir güneş koruyucusu uygulamalısınız. Güneş ışınlarından ek korunma için de geniş kenarlı şapkalar kullanın.

İzleyen haftalar ve aylar boyunca vücut, 2-3 ay boyunca iyileşmeye devam eden faydalı değişiklikleri üreterek, Fraxel Lazer Tedavisi tarafından etkilenen derin dermal dokuları onarır.

İlk Fraxel Lazer tedaviniz sonrasında, yavaş yavaş daha yumuşak, daha düzgün, daha sıkı ve daha taze olan cildinizdeki değişikliği hissetmeye başlayacaksınız… Göz çevrenizdeki ince çizgiler , akne izleri önemli derecede kaybolacak, yaşlanma ve güneşin neden olduğu renk düzensizliği ve kahverengi lekeler de yok olacaklardır…. Birkaç tedavi seansı sonrasında, arkadaşlarınız ve aileniz, cildinizin nasıl genç ve sağlıklı göründüğüne çok şaşıracaklar…. Sonuç olarak, yaşlanmış ve güneşten zarar görmüş cildi onarmak için kanıtlanmış, güvenli bir yaklaşım bulunmaktadır…

shock-lipolysis” ve “Shocktherapy” olarak adlandırılan yenilikçi ve başarısı kanıtlanmış patentli teknolojilerin kullanıldığı, tüm aşamalardaki fibröz yağ ve selülitin tedavisinde kullanılan non-invaziv bir cihazdır.

Zayıflama

Zayıflama

zayiflamaZayıflama,  şişmanlığın yavaş yavaş azalması demektir.

Fizyolojik zayıflama, beslenme yetersizliğine veya kıtlıktan dolayı bazı besin maddelerinin yokluğuna, veya harcanan enerjinin yiyeceklerden sağlanan enerjiyi aşmasına bağlıdır. Zayıflama, başlangıç ağırlığının %10’unu geçmedikçe hiçbir belirti göstermez. Hayvanların çoğunda ise dönemsel zayıflama görülür.

Marazî zayıflama alınan günlük yiyecek miktarıyla ilgisi olmayan, hastalıklara bağlı zayıflamalardır. Tüberküloz ve nevrasteni(ruhsal iştahsızlık) gibi kronik hastalıklar, yemek borusunda tıkanıklık ve daralmalar, Ülserler, sindirim kanalı urları aynı zamanda yeterli besin alınmasına da engel olarak zayıflamaya yol açarlar. Diyabette besinlerin yeterince değerlendirilememesi, hiper tiroidide metebolizmanın hızlanması ve aşırı yıkım, mide barsak sistemi hastalıklarında ise besinlerin yeterince emilememesi daha önemli bir etmendir.

Diyet ile genel zayıflama

Diyet; fazla kilolarından kurtulmak için yapılan rejim ya da bir beslenme programıdır. Bir diyetisyene başvurularak diyet yapılması vücut sağlığı açısından daha uygundur, aksi takdirde yapılan yanlış diyetler kalıcı rahatsızlıklara neden olabilir.

Günlük kalori alımının kısıtlanması, obezitenin tedavisinde en uygun yöntemlerden birisidir. Ancak bu amaçla kontrolsüz olarak kullanılan ve kısa sürede hızlı ağırlık kaybını hedefleyen ilaçlar ile çok düşük kalorili, bilimsel olmayan diyet programları vücuda zararlı, çeşitli komplikasyonlara ve hayati tehlikeye neden olabilirler. Dengeli beslenmeyi bozacak şekilde belirli besinlerin beslenme listesinden çıkartılması vücut için gerekli bazı mineral, vitamin veya esansiyel yağ asitlerinin yeterince alınmamasına bağlı eksikliklere yol açabilir. Yine gereksiz yüklenmeler veya enerji içecekleri ile vücutta zararlı olabilecek bazı birikimlere yol açmak olasıdır.

Beslenme ile insan vücudunda meydana gelebilecek değişimlerden bazıları şunlardır; sinirlenme, terleme, ishal, kabızlık, baş ağrısı, mide bulantısı, kusma, hıçkırık, kalp çarpıntısı, tansiyon düşmesi veya yükselmeleri vb.

Bölgesel zayıflama

Diyet haricinde, tamamen bitkisel ürünler yardımı ile bölgesel zayıflama sağlanabilmektedir. Oral yolla alınan karışımlar dışında, haricen kullanılan Alternatif Tıp tedavi yöntemleri de mevcuttur.

York testi

York testi

york-testi-nasil-yapilirYeni Nesil Gıda İntoleransı Testi

York Testi, hangi gıda veya gıdalara karşı intoleransınız olduğunu hemen öğrenebileceğiniz bir kan testidir.

York Testi şirketi, parmak ucunuzdan alacağımız bir damla kanı inceleyerek, vücudunuzun hangi besinlere karşı intoleransı olduğunu tespit eder ve testin neticesine göre uygulamanız gereken ‘kişisel’ beslenme planı oluşturmanıza yardımcı olur.

Aslında tıp dünyası “Gıda İntoleransı Testi” kavramını çok uzun süredir biliyordu, ancak birçok doktorun aklındaki soru işareti, bunu tespit etmek için yapılacak testlerin ne derece güvenilir olduğuydu.

Eski jenerasyon testler genelde doğru sonuçlar vermediği için hastayı iyileştirmek yerine daha da sıkıntıya sokuyordu.

York Testi yeni jenerasyon bir Gıda İntoleransı Testidir ve York Testi’nin keşfi tıp dünyasında, Röntgen’den MR’a geçiş gibi büyük bir teknolojik adım olarak algılanmıştır.

Eski ve yeni jenerasyon testler arasındaki farkın sebebi, York Testi’nin Aktif ve Pasif intoleransı birbirinden ayırtetme tekniğidir. Eski testlerde 40-50 adet gıda intoleransı çıkan raporlar  York Testi’nin “Subclass 4 igG Examination” tekniğiyle pasif intoleransları elemesiyle 2-3 gıdaya indirgenmektedir. Yani, York Testi yaptıran hastalar sadece aktif olan intoleranslarını öğrenmektedirler. York Testi Laboratuarları 25 sene süren bir araştırma neticesinde bu testleri geliştirmiştir ve York Testi’nin tekrar doğrulanabilirlik oranı %98’ler seviyesine ulaşmıştır ki bu eski test teknikleri için hayal bile edilemeyecek bir başarı noktasıdır.

Gıda intoleransı alanında en ileri yöntem olarak kabul edilen bu “Subclass 4 igG Examination” tekniğini 2004 yılında keşfeden York Testi şirketi bu çığır açan buluşu nedeniyle İngiliz Kraliçesi’nden İngiltere’nin en başarılı şirketi ödülünü almıştır.

İstatistiklere göre, eski model testleri kullanan hastaların sadece %3’ü kendilerine verilen karmaşık diyet programını anlamış ve takip edebilmiştir. Oysaki bu rakam York Testi’nde %93’tür.

Gıda İntoleransı şu hastalıklara yol açabilir:

– Şişmanlık,

– Kilo verememe,

– Migren,

– Akne,

– Nedeni bilinmeyen ödem,

– Gaz,

– Şişkinlik,

– Kronik yorgunluk,

– Kabızlık,

– Cilt problemleri (örn. sivilceler, kaşıntı nörodermatit, kronik egzema vs.),

– Romatizmal hastalıklar,

– Astım,

– İshal ,

– Mide krampları,

– Depresyon,

– Uyku bozuklukları,

– Baş ağrısı,

– Solunum yolu hastalıkları,

– Kronik Farenjit,

– Sürekli nezle olma,

– Ağızda yaralar,

– Epigastrik Ağrılar,

– Crohn hastalığı,

– İrritabl Bağırsak Sendromu,

– Sık gribe yakalanma,

– Kronik burun akıntısı,

– OSB (Otistik Spektrum Bozukluğu),

– Sedef hastalığı,

– Nörodermatit,

– Ürtiker

YORK Testi’ni uygulamış olan 2500 hasta arasında yapılan anket şu sonuçları vermiştir:

Hastaların;

%90’ı, kendi pozitif deneyimlerine dayanarak YORK Testi’ni herkese tavsiye ettiklerini…

%72’si, bu test sonucunda sağlık durumlarının büyük ölçüde düzeldiğini…

%78’i, sorunlu olarak teşhis edilmiş gıdaları zamanla tekrar beslenme planlarına dahil ettikleri zaman düzelmiş olan semptomların %90’ının tekrar geri geldiğini

belirtmişlerdir.

 

York Testi sonrası sorunlu besinleri çıkaran hastalardaki iyileşme oranları

Kronik Semptomlar          Belirgin İyileşme

Gastro-intestinal                         80%

Solununum                                  72%

Nörolojik                                      78%

Dermatolojik                               76%

Kas-iskelet sistemi                      64%

Psikolojik                                      81%

Diğer                                            79%

Ulterapi

Ulterapi

ultherapyUltherapy, ultrasonu ve vücudun kendi gevşek deriyi kaldırma, güçlendirme ve sıkılaştırmaya yönelik iyileştirme sürecini kullanan yüze yönelik yeni tip cerrahi olmayan bir noninvaziv işlemdir. İşlemde kullanılan FDA onaylı cihaz, derinin yüzeyine müdahale etmeden, cerrahi bir yüz gerdirme işleminde tipik olarak ele alınanlar dahil derinin derin yapısal destek katmanlarını uyarmak için ultrasonun güvenli, zamanla test edilen enerjisinden faydalanır. Zamanla yeni kolajenin büyümesi üzerinde odaklanmış  ultrason enerjisinin etkisi.

Doğal, Belirgin Sonuçlar

Artık, kendi koşullarınıza göre yerçekiminin karşısında teslim olmamanın bir yolu var.  Ulterapi ile, aksama süresi yok, yabancı maddeler yok, köklü değişimler yok; dışarısı üzerinde doğal, belirgin bir etki için içerisi üzerinde yalnızca sağlıklı bir hızlandırma.

Ulterapi ile, büro içinde, 30-60 dakikalık tek bir işlemle gününüze başlayabilirsiniz. Kısa süreli bir “kaldırma” farkedebilirsiniz ancak doğal olarak yeni, daha esnek, kolajen oluşturma süreci zamanla gelişir; bu süreç egzersizin kas geliştirme üzerindeki etkisine çok benzer (ancak birden çok antrenman olmadan!)

Ulterapinin Güzelliği

Sonuçlar, 2-3 aylık bir süreçte ortaya çıkar ve bazı hastalar, 6 aya kadar sürekli iyileşme bildirmiştir. Ultrason, ameliyat sonuçlarını kopya etmezken, ulterapi’nin henüz ameliyata hazır olmayanlar için cazip bir alternatif olduğu kanıtlanmıştır.

Soğuk lipoliz

Soğuk lipoliz

soguk-lipolizCRYO E ACTION ( Soğuk lipoliz ) yağ hücrelerini dondurarak işlevsiz hale gelerek onların yokolmasını sağlayan kontrollü ve bölgesel bir cilt soğutma yöntemidir. Aslında yağ hücrelerinin soğuğa maruz kaldığı zaman dermatolojide “soğuk kaynaklı panikülit” olarak da ifade edilen programlanmış hücre ölümüne (apoptoz) girdikleri yaygın bilinen bir gerçektir.

Cryolipoliz ( Soğuk lipoliz ) cihazı ile yağ hücreleri hedef alınarak yağ tabakasının bulunduğu bölgeler soğuk aracılığıyla parçalanır. Yağ hücreleri soğuğun etkisiyle daralıp büzülünce lenfatik sistem tarafından vücuttan atılır.

Cryolipoliz ve Cryo Elektroforez uygulama alanları

Liposuction yöntemine karşı serin bir alternatif

Cryo-lipoliz ( Soğuk lipoliz ) yağ hücrelerini dondurarak onların işlevsiz hale gelmesini sağlayan kontrollü ve bölgesel bir cilt soğutma yöntemidir. “Kulağa gerçek olamayacak kadar hoş geliyor değil mi? Aslında yağ hücrelerinin soğuğa maruz kaldığı zaman dermatolojide “soğuk kaynaklı panikülit” olarak da ifade edilen programlanmış hücre ölümüne (apoptoz) girdikleri yaygın bilinen bir gerçektir. Cryolipoliz ( Soğuk lipoliz ) cihazı ile yağ hücreleri hedef alınarak yağ tabakasının bulunduğu bölgeler soğuk aracılığıyla parçalanır. Yağ hücreleri soğuğun etkisiyle daralıp büzülünce lenfatik sistem tarafından vücuttan atılır.

•Cerrahi müdahale gerektirmeyen bir uygulamadır.

•Lipoliz diğer adıyla yağ parçalanmasını tetiklemek için yağ hücrelerini dondurur ve lenfatik sistem tarafından atılmalarını sağlar.

•Tedavi esnasında 8’e 12 cm boyutunda disk şeklinde bir cihaz doğrudan cilde uygulanır.

•Bu cihaz uygulama bölgesine yerleştirildikten hemen sonra aktif olarak çalışmaya başlar ve etkisini giderek arttırır.

•Cihaz yerleştirildikten 5 ila 20 dk içersinde 4 ℃ soğuklukta yağ parçalayıcı etkisini göstermeye başlar.

•Diğer dokulara zarar vermez.

•Apoptotik yağ hücrelerinin ölmesini sağlar.

•Doğal olarak meydana gelen bir iltihaplanma süreci sonrasında ölü yağ hücreleri vücuttan atılır ve yağ tabakasında incelme olur

•Sinirler, kas dokusu ve kemiklerin etrafındaki yağ dokusunu azaltan zararsız bir uygulamadır.•Yağ tabakasının yoğun olarak bulunduğu bölgelerde daha etkilidir.

Selülit tedavisi

Selülit tedavisi

Akustik Dalga Tedavisi
Acustic Wave Teraphy ( AWT )

selulit-tedavisiEtkili sonuç göstermesi ile dünyada hızla kullanımı artan selülit, bölgesel zayıflama ve cilt sıkılaştırma tedavisinde zirveye yerleşen AWT ( Akustik Dalga Terapisi ) İzmir’de ilk kez uygulanmaya başlandı.

Vücuttaki tüm yağ katmanları içinde yalnızca yüzeyel cilt altı tabaka selülitten etkilenir. Yüzeyel tabaka kilo kaybından etkilenen en son tabakadır. Bu nedenle egzersiz ve kilo verme selüliti ortadan kaldırmamaktadır. Düzenli olarak egzersiz yapan ve düşük yağlı beslenme diyetleri uygulayan kadınlarda bile hala selülit görülebilmektedir. Bu durum, selülitin kontrol altına alınmasını ve selülit tedavisini tümüyle farklı bir sorun haline getirmektedir.

SELÜLİT TEDAVİSİ

Selülit tedavisinde gelişen teknoloji sayesinde her geçen gün daha önemli adımlar atılıyor. Bu yöntemlerin en başında mezoterapi ve liposuction geliyor. Öyle ki bu yöntemler sayesinde çok ileri derecedeki selülitler bile kolaylıkla tedavi edilebiliyor. Ancak çok fazla şikayetiniz yoksa kozmetiklerin yardımıyla da bu işi halledebilirsiniz. Birçok kozmetik firmasının piyasa çıkardığı selülit giderici ve inceltici ürünleri kolaylıkla bulabilirsiniz. Bu ürünleri düzenli kullanarak ve tabii ki bunun yanısıra spor yapıp ve düzenli beslenerek olumlu sonuçlar almanız mümkün.

Mezoterapi : 2 veya 4 mm’lik özel iğneler ve bir enjektör yardımıyla cildin orta tabakasına yağ eritici bir karışımının enjekte edilmesidir. Bu maddeler selülitli bölgeye doğrudan etki yapar ve vücut tarafından kullanılmayan yağ hücrelerini parçalayarak organizma tarafından tekrar kullanılabilir yağ durumuna getirir. Tedavinin amacı birikimi ortadan kaldırmak, lenf ve kan dolaşımını rahatlatmak, lipoliz mekanizmasını tekrar harekete geçirmektir.

Akupunktur : Vücudun çeşitli kilit noktalarına iğneler yardımıyla ulaşıp su ve yağ hücrelerini harekete geçirerek yok etme yöntemidir.

Ozon terapi : Yağ hücrelerini oksijen ile temizleyerek, yağların yakılmasını amaçlayan bir yöntemdir. Selülitli bölgeye uygulanan buhar banyosu sayesinde oksijen alt tabakaya kadar ulaşır ve kan dolaşımını hızlandırır.

Lazer terapi : Selülitli bölgeler üzerine uygulanan lazer ile, kan dolaşımı hızlandırılır ve hareketsiz bölgeler harekete geçirilir.

Ultrason : Derinin altına doğru inilerek yağ hücrelerini parçalamayı sağlayan bir yöntemdir. Sadece selülitli bölgelerde değil küçük yağların tedavisinde de etkilidir. Bu yöntemle ses dalgalarının kavitasyon etkisiyle selüliti parçalaması veya depolarını azaltması sağlanır.

Basınç tedavisi : Hava basıncı ile kan ve lenf dolaşımını harekte geçiren bu yöntem, selülit tedavisinde çok etkilidir. Bir güzellik uzmanı ya da estetisyen tarafından uygulanan basınç tedavisi, kişiye özel programla birlikte uygulanır.

Lipoelektro : Çok ince ve uzun iğneler yardımıyla yapılan bu tedavide, elektro ile selülitli bölgelerdeki yağlar parçalanarak boşaltılmaya çalışılır.

Liposuction : 1-2 saatlik lokal anestezi ile uygulanan liposuction’da, belirlenen bölgelerdeki yağlar vakumla ya da şırıngalar yardımıyla çekilir. Liposuction özellikle bölgesel zayıflılama ve selülit tedavisinde kullanılmaktadır. Uygulamaların mutlaka plastik cerrahlar tarafından yapılması gerekiyor.

Selülit nedenleri

Selülit nedenleri

selulit-nedenleri-tedavileriSelülit cilt dokusunda meydana gelen ve cilde “portakal kabuğu” görünümü veren değişimlerin tümüdür. Yani bir hastalık veya rahatsızlık değildir. Ancak tıpta selülit ayrıca; cilt altı yumuşak dokuların enfeksiyonlarını tanımlamada da kullanılan bir terimdir.

Kadınlarda çok daha yaygın görülmektedir. Araştırmalar kadınların %85-98’inde belli bir ölçüde selülit olduğunu göstermektedir.

Yağlanma erkekler ve kadınlarda farklı biçimlerde oluşur. Erkeklerde yağları oluşturan ve destekleyen bağ dokusu iplikleri temel olarak deriye paralel bir biçimde uzanır ve bundan dolayı erkeklerde deri altında biriken yağ tabakaları en düşük seviyede çökmeye maruz kalmakta ve böylece de erkekler daha düzgün bir cilde sahip olmaktadırlar. Ama ne var ki kadınlarda yağ tabakası deriye dik olarak oluşmakta ve bunun sonucu olarak da bağ dokusunun destek yapısı, deriyi aşağıya çekmekte ve pürüzlü bir yüzey meydana getirmektedir.

Selülit kadınlarda yaşanan normal bir süreçtir ve bu nedenle bilim uzun yıllar boyunca selülit tedavisi ile ilgilenmemiştir. Selülitin nedenini belirlemek için yapılan araştırmaların tümü sadece son birkaç yıl içinde gerçekleştirilmiştir. Selülitin etkili tedavi yöntemleri ise çok daha yeni gelişmelerdir. Selülit yüzeyel yağ tabakaları arasında bulunan fibröz bantların kasılması, kısalması sonucu cilt altından derine doğru cildin içeri doğru çekilmeleri şeklinde oluşmaktadır.

Yağ hücrelerinin fazla yağı depolamasının ve östrojen hormonunun da etkisiyle bu hücreler genişler. Kan dolaşımı giderek yetersizleşmeye başlar. Yağ hücrelerinin genişlemesi ise yağ dokusunun aşırı yayılması demektir. Bu yayılma deri altı bağ dokusunu da etkileyerek vücudun normalden daha fazla su tutmasına ve dolayısıyla da kan dolaşımının zayıflamasına neden olur. Vücut kan dolaşımındaki zayıflamayla birlikte, dokulara eskisinden daha az oksijen ulaşmayla başlar. Bunun sonucu dokular elastikiyetini kaybeder ve cilt yüzeyi pürüzlü bir görünüm almaya başlar.

Selülite neden olan etkenleri şu şekilde sıralayabiliriz;

– Aktivite yetersizlikleri

– Fazla alkol tüketimi,sigara ( kan akımını azaltarak)

– Hormonol nedenler

– Kalıtımsal nedenler

– Geçirilmiş ameliyatlar

– Yanlış beslenme : alkol, kafein, baharatlı gıdalar

Selülitin Nedenleri Nelerdir?

kavitasyon-yontemiYakın bir zaman öncesine kadar selülitin nedenini bulmak için yapılmış olan çok az sayıda araştırma vardır. Bunun sonucunda ise birçok varsayım ortaya atılmış olsa da pek az soruya yanıt bulunabilmiştir.

Son zamanlarda yapılan araştırmalar selülitin başlıca iki nedeni olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Yağı çevreleyen bağ doku destek sisteminin sertleşmesidir. Bu kısımlara bağ dokusu bölmeleri (fibröz septa) denilmektedir. Bunlar kollajen yapısındadır. Zamanla bu bölmeler sertleşmekte ve kısalmaktadır. Bu kısalma, selüliti karakterize eden çukurumsu görünümün büyük bir bölümünde etkendir. Ayrıca, bu büzülüp kısalmadan dolayı kan damarları ve lenf dolaşım sistemi de bloke olmakta ve kan akımının bu şekilde engellenmesi fibröz septaları daha da sertleştirmektedir. Lenf sisteminin bloke olması ise kalın, kaba ve düzensiz bir deri görünümüne neden olmaktadır.

Selülitin başlıca nedenlerinden ikincisi ise yağ hücrelerinin “retiküler dermis” olarak bilinen derinin alt kısmı içinde çıkıntı oluşturmasıdır. Bu çıkıntılar ise çukurlaşmayı arttırarak görünümü daha da kötüleştirmektedir.

Selülit tedavilerinde gerçekten iyi sonuçlara ulaşılabilmesi için bu sorunların ikisinin de masaya yatırılması gereklidir. Son döneme kadar uygulanan tedavilerde bu sorunlardan herhangi birine ilişkin etkili bir yöntem mevcut olmadığı gibi ikisine birden yönelen tedaviler ise çok daha az sayıda ve verimsiz olmuştur. AWT (Acoustic Wave Therapy) bu sorunların her ikisini birden ele alacak ve bunu en az acı ve yan etki ile yapacak bir tedavi sağlanmasında Türkiye’deki ilk uygulamadır: Bu uygulamanın adı Akustik Dalga Terapisi (AWT)’dir.

Selüliti önlemenin yolları

Doğru beslenme : Selülitle başa çıkmak için doğru beslenmek ve kilonuzu korumanız gerekir. Öncelikle fast food tarzı bol kalorili ve yağ oranı yüksek hazır gıdaları mümkün olduğunca hayatınızdan çıkarmalısınız. Beslenme tarzınızı yeniden gözden geçirdikten sonra, tuz, şeker, yağ tüketimini minimum düzeye indirmelisiniz. Taze, yağsız, besleyici besinleri, sebze ve meyveleri, baklagilleri, bol lif içeren tahılları ve potasyum miktarı yüksek olan portakal, muz, karpuz, patates, havuç, avokado, bezelye ve fasülyeyi bol miktarda tüketmelisiniz. Şekerleme, hamur işi ve alkolden uzak durmalısınız çünkü alkol kanda yağa dönüşür ve vücutta birikir.

Masaj : Selülitle tedavide etkili bir başka yöntem de günde en az 5 dakika fırça ya da eldiven yardımıyla yapabileceğiniz masajdır. Kan dolaşımını hızlandırarak harekete geçirip, birikmiş yağ hücrelerinin atılmasını sağlayan masaja önce hafif hareketlerle başlayın. Parmak uçlarıyla yapılması gereken masajla birlikte antiselülit kremleri kullanırsanız gözle görülür bir düzelme elde edebilirsiniz. Bu arada saunaya gitmek de iyi gelecektir.

Egzersiz : Sürekli hareketsiz durmaktan dolayı oluşan deformasyon ve kan dolaşımındaki bozukluğu ortadan kaldırmak için spor yapmak gerekir. Özellikle selülit tedavisinde yürüyüş, jogging, yüzme, tenis, jimnastik gibi sporların yapılması son derece etkilidir. Nefesi hızlandıran ve minimum 20 dakika süren aktiviteler yağları yakıcı fayda sağlar.

Antiselülit kremleri : Doğrudan doğruya yağ hücrelerini harekete geçiren ve hücrelerin içini boşaltmayı sağlayan antiselülit kremleri de, selülitle karşı girişilen kişisel savaşta önemli rol oynar. Bu kremleri kendinize yapacağınız masajla birlikte uygularsanız, kremin daha çabuk emilerek daha etkili olmasını sağlarsınız.

Su : Yağ dokularını, zehirli ve atık maddeleri vücuttan atmak için bol su içmeniz gerekir. Uzmanlar selülit oluşumunu engellemek, cildin sağlıklı ve güzel görünmesini sağlamak için günde en az 1.5 litre su içmek gerektiğini belirtiyorlar. Ancak bu, herkes aynı miktarda su içecek demek değildir. Çünkü her insanın gereksinim duyduğu miktar değişir.

Çeşitli madenler : Potasyum, demir ve magnezyum gibi maddeler dokuları sıkılaştırarak, selülit oluşmasını engellemektedir. Kahve içmeyi bırakıp onun yerine bitki çayları içmeye başlamalısınız. Ayrıca vitamin ve mineral alın. A ve E vitaminleri deriyi düzgünleştirir, magnezyum metabolizmayı harekete geçirir, fosfor ve silisyum dokuları kuvvetlendirir.

Enzimler : Yağ yakıcı etkileri olan enzimler, yiyeceklerin yağ hücrelerinde depolanmadan naklini sağlarlar. Elmada bulunan bu enzimlerin etkili olması için elma yerken ağızda çok fazla çiğnemek gerekir.

Akustik Dalga Tedavisi

Acustic Wave Teraphy ( AWT )

Etkili sonuç göstermesi ile dünyada hızla kullanımı artan selülit, bölgesel zayıflama ve cilt sıkılaştırma tedavisinde zirveye yerleşen AWT ( Akustik Dalga Terapisi ) İzmir’de ilk kez uygulanmaya başlandı.

Vücuttaki tüm yağ katmanları içinde yalnızca yüzeyel cilt altı tabaka selülitten etkilenir. Yüzeyel tabaka kilo kaybından etkilenen en son tabakadır. Bu nedenle egzersiz ve kilo verme selüliti ortadan kaldırmamaktadır. Düzenli olarak egzersiz yapan ve düşük yağlı beslenme diyetleri uygulayan kadınlarda bile hala selülit görülebilmektedir. Bu durum, selülitin kontrol altına alınmasını ve selülit tedavisini tümüyle farklı bir sorun haline getirmektedir.

SELÜLİT TEDAVİSİ

Selülit tedavisinde gelişen teknoloji sayesinde her geçen gün daha önemli adımlar atılıyor. Bu yöntemlerin en başında mezoterapi ve liposuction geliyor. Öyle ki bu yöntemler sayesinde çok ileri derecedeki selülitler bile kolaylıkla tedavi edilebiliyor. Ancak çok fazla şikayetiniz yoksa kozmetiklerin yardımıyla da bu işi halledebilirsiniz. Birçok kozmetik firmasının piyasa çıkardığı selülit giderici ve inceltici ürünleri kolaylıkla bulabilirsiniz. Bu ürünleri düzenli kullanarak ve tabii ki bunun yanısıra spor yapıp ve düzenli beslenerek olumlu sonuçlar almanız mümkün.

Mezoterapi : 2 veya 4 mm’lik özel iğneler ve bir enjektör yardımıyla cildin orta tabakasına yağ eritici bir karışımının enjekte edilmesidir. Bu maddeler selülitli bölgeye doğrudan etki yapar ve vücut tarafından kullanılmayan yağ hücrelerini parçalayarak organizma tarafından tekrar kullanılabilir yağ durumuna getirir. Tedavinin amacı birikimi ortadan kaldırmak, lenf ve kan dolaşımını rahatlatmak, lipoliz mekanizmasını tekrar harekete geçirmektir.

Akupunktur : Vücudun çeşitli kilit noktalarına iğneler yardımıyla ulaşıp su ve yağ hücrelerini harekete geçirerek yok etme yöntemidir.

Ozon terapi : Yağ hücrelerini oksijen ile temizleyerek, yağların yakılmasını amaçlayan bir yöntemdir. Selülitli bölgeye uygulanan buhar banyosu sayesinde oksijen alt tabakaya kadar ulaşır ve kan dolaşımını hızlandırır.

Lazer terapi : Selülitli bölgeler üzerine uygulanan lazer ile, kan dolaşımı hızlandırılır ve hareketsiz bölgeler harekete geçirilir.

Ultrason : Derinin altına doğru inilerek yağ hücrelerini parçalamayı sağlayan bir yöntemdir. Sadece selülitli bölgelerde değil küçük yağların tedavisinde de etkilidir. Bu yöntemle ses dalgalarının kavitasyon etkisiyle selüliti parçalaması veya depolarını azaltması sağlanır.

Basınç tedavisi : Hava basıncı ile kan ve lenf dolaşımını harekte geçiren bu yöntem, selülit tedavisinde çok etkilidir. Bir güzellik uzmanı ya da estetisyen tarafından uygulanan basınç tedavisi, kişiye özel programla birlikte uygulanır.

Lipoelektro : Çok ince ve uzun iğneler yardımıyla yapılan bu tedavide, elektro ile selülitli bölgelerdeki yağlar parçalanarak boşaltılmaya çalışılır.

Liposuction : 1-2 saatlik lokal anestezi ile uygulanan liposuction’da, belirlenen bölgelerdeki yağlar vakumla ya da şırıngalar yardımıyla çekilir. Liposuction özellikle bölgesel zayıflılama ve selülit tedavisinde kullanılmaktadır. Uygulamaların mutlaka plastik cerrahlar tarafından yapılması gerekiyor.

Saç dökülmesi

Saç dökülmesi tedavileri

sac-dokulmesi-nedenleriSaç dökülmesinin çok çeşitli nedenleri vardır. Bunlar azalan sıklıkla aşağıdaki gibidir;

• Erkek tipi saç dökülmesi (Androgenetik allopesi) Bu saç dökülmesi tipinin sıklığı tam olarak kaydedilmemekle beraber beyaz ırktaki insanlarda sıklığı %100’e yaklaşmaktadır. Sitemizde erkek tipi saç dökülmesi ile ilgili bütün genel bilgileri bulabileceksiniz.

• Diffüz alopesi – Diffüz alopesi, bütün kafa derisi üzerinde yayılan jeneralize veya global saç dökülmesidir. Ciddi boyutlarda saç kaybı olana kadar genellikle farkedilmez. Diffüz alopesinin gidişatı değişkendir ve nedene bağlı olarak devamlı veya dönem dönem artan şekilde olmaktadır.

• Alopecia areata – alopecia areata belirti vermeden sınırları belirgin küçük dairesel yamalar şeklinde ortaya çıkar. Bazen de bütün kafa derisindeki saçın, hatta bütün vücuttaki kılların kaybıyla seyreder. Bunların dışında yara dokusu oluşturmayan, geri dönüşümlü, ve yaş, cinsiyet ve ırk tercihi olmayan bir hastalık olarak tanımlanır.

Sikatrisiyel alopesi – Sikatsiriyel alopesi saç foliküllerinin kalıcı yıkımından ve fibrozisinden (yara dokusu oluşumu) kaynaklanmaktadır. Genellikle dairesel şekilde oluşurken, yaygın bir şekilde de olabilir.

• Travmatik alopesi – Traksiyon (çekmeye bağlı) veya travmatik alopesiler çeşitli tipteki fiziksel ve kimyasal yaralanmalardan kaynaklanır ve akut veya kronik olabilir.

• İnfeksiyonlar ve infestasyonlar – Buradaki saç kaybı çeşitli mikroorganizmalar (mantarlar, bakteriler veya virüsler) ve bitler tarafından doğrudan veya dolaylı olarak saçın gövdesinin yıkılması veya saç foliküllerinin işlevlerinin bozulmasına bağlıdır. Bu tipteki saç dökülmesi spesifik olarak neden olan ajana göre değerlendirilir.

• Alopesiye neden olan saç gövdesi anormallikleri – Saç gövdesinin yapısal anormallikleri dört grupta incelenir: kırıklar, düzensizlikler, kıvırcıklanma veya sarmallaşmalar ve saç gövdesini etkileyen yabancı maddeler.

• Herediter ve konjenital alopesi – Bu tip saç dökülmeleri çeşitli kalıtımsal hastalıklardan veya gebelik ve doğuma bağlı hastalık veya komplikasyonlardan kaynaklanmaktadır.

• Çeşitli nedenlere bağlı alopesi – Sedef hastalığı gibi çeşitli kronik cilt hastalıkları saçlı deriyi de tutabilir.

Bunların dışındaki diğer saç dökülmesi tipleri genelde geçicidir ve çeşitli faktörler tarafından oluşur. Bunlara örnek olarak stres , troid bozuklukları, çinko ve demir eksiklikleri, infeksiyonlar, genel anastezi ile ameliyat, diyabet, aşırı doz A vitamini, başta kemoterapi olmak üzere çeşitli ilaçlarla yapılan tedaviler verilebilir.

Saç dökülmesi cerrahisinde başlıca üç yaklaşım vardır:

Saç transplantasyonu (saç ekimi)

Kafa derisinin küçültülmesi

Flap cerrahisi

SAÇ TRANSPLANTASYONU (Saç ekimi / Nakli)

Saç transplantasyonu arkasındaki mantık, saç dökülmesi eğilimi olmayan bir bölgeden alınan saçın, saç dökülmesi olan bölgelere transplante edildiğinde kendi orijinal bölgesinde olduğu gibi büyümeye devam edeceğidir. Donör (verici) saçların kullanıldığı bölgeler genellikle kafa derisinin temporal (şakak), parietal (şakağın üst tarafı) ve oksipital (ense) bölgelerinden alınır.

SAÇLI DERİNİN DARALTILMASI

Bu işlem saçı dökülmüş kafa derisinden bir parçanın çıkarılmasını ve geriye kalan deri ile birleştirilmesini ve böylece saçlı olan bölgelerin baştaki saç dökülen bölgelerin üzerine örtülmesini içerir.

FLAP CERRAHİSİ

Bu yöntem, kafa derisinin bir tarafından şaçlı derinin bir kısmının alınarak bunun kafanın tepesini örtecek şekilde kendi ekseninde öbür tarafa döndürülmesini içerir. Flap cerrahisinin çeşitli tipleri vardır; ancak en yaygını 20. yüzyılın ortalarında bu yöntemi bulan Dr. Jose Juri’nin adıyla anılan Juri Flap olarak bilinir.